Glory Günlük

Glory Günlük

Gecenin sessizliğini yağmurun çiselemesini bozsa

Giraz gitsem buralardan, uzaklara değil, yokluklarla varlıkların eşitliğini koruduğu yerlere gitsem. Unutsam herşeyi, boşaltsam zihnimi. Gülen bir yüz görsem karşımda, temiz bir hayat, kirlenmemiş dünlerin olduğu.  Gecenin sessizliğini yağmurun çiselemesini bozsa mesela.

Mesela gökyüzüne baktığında boşluk yerine yıldızları görsem.. İnsanları görsem mesela, samimiyetiyle kucaklaşan . Belki birde deniz olur yakınlarında. Kulaçlarımı durmadan ileriye doğru atsam. Her kulaçımda başka bir hayale dalsam, başka dünyaları yaşasam. Ne kadar ileriye gittiğimi düşünmeden devam etsemde geriye bir kere bile bakmasam. Nefesim bitse tükensem, gerçekten yorgunluğun ne olduğunu hissetsem.

Belki birde ateş yakarım sahilde. Etrafında kimse olmayan bir ateş, sadece beni ısıtan.  Birde türkü mırıldanırım hiç duyulmamış bir türkü. Sözleri seni anlatan, tınısı yüreğimi dağlayan..

Hamdım, Piştim ,Yandım

Öldüğüm gün tabutum götürülürken bende bu dünya derdi var sanma, benim için ağlama, yazık ah, vah deme şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır.

Cenazem gömüldüğü zaman ayrılık, ayrılık deme, benim buluşmam, kavuşmam işte o zamandır.

Beni toprağa verdikleri zaman elveda, elveda demeye kalkışma, mezar, cennet topluluğunun perdesidir.

Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gruptan hic ziyan gelir mi?

Yere hangi tohum ekildi de bitmedi? insan tohumu bitmeyecek diye şüpheleniyor musun?

Toprağa konulduğumu sanıyorsun değil mi? Ayağımın altında şu yedi gök vardır.

Bu denizde ne ölmek var bize

Bu denizde ne gam ne keder

Bu deniz alabildiğine muhabbet

Bu deniz iyilik ve cömertlikten ibaret

Sen senliğini koy gel bende benliğimi koyup geleyim.İkimiz BİR’de buluşalım, dalalım hakikatler ırmağına. İyilik, güzellik adına ne varsa bu ırmakta var..

Bir gece

Uzun derin ve soğuk bir gece.. Biraz yalnız biraz sakin. Düşüncelere kapılmış sessizliğin içinde yüreğimde çığlıklar koparken arıyorum kendimi, yıllar önce oynadığım o çocuksu oyunlarda. Belki o oyunların içinde kalan samimiyeti ve neşeyi arıyorum. Tepetaklak gidişlerin, kalıplara sokulmuş dünyaların olmadığı yerleri hayal ediyorum.

Arıyorum manasını, arıyorum belirsiz sebeplerle kendi dünyalarımızı yıkmaya çalışmamızın çabasını. Kendi kendimizi soktuğumuz derinliklerde boğulmaları görüyorum. Anlamsız bakışlarla izliyorum çilesiz hayatlarımızı nasıl çileyle doldurduğumuzu.
Uykudan uyandığımda aynada o yüzü gördüğümde gülümseyemiyorum artık. Ne kendimi nede başkalarını sevemiyorum. Ben hep kalpleri sevdim o tertemiz olanları. Kimi derd-i divane düşmüş yorgun argın, kimi mey dolu gecelerde kendini kaybetmiş. Bir baktım onlara, bir baktım hayal-i sevdalara.

Ne sefâm kaldı dertsiz başımda
Ne cefâm kaldı çekmedik
Ne bir kokun sürdüm geceleri
Ne aşk-ın sesi geldi kulağıma

Olduk bildik, düşe daldık
Ham kaldım yıllar boyunca
Pişiyorum kısık ateşte

Kul Azmayınca

hakdostimage0016ij1 Kul Azmayınca

Bugün büyük binalar gördüm

Bugün büyük binalar gördüm yolu olmayan caddelerde. Binanın içinde yıllardır oradan çıkmamış havası yaratan, takım elbiselerini 1980lerde almış ve üzerinden hiç çıkartmamış, daha ütüsü bile bozulmamış gözüken, 3 ile 5 i hesap makinasıyla 7 kere çarpan, düşünmeyi, yaşamayı unutmuş, androidleşmiş insanlar gördüm. 4 tarafı dosyalarla örülmüş kağıttan havuzlarda yüzüyorlardı sanki. Üzerlerindeki kravatlar artık çıkar beni diye bağırıyordu. Herkes canından bezmiş bir durumdayken kapıda kemerinin artık taşımaktan bıktığı, yere değmesine santimler kalan göbeğiyle beliren müdür olduğunu söylüyor ve faturalarda 2 kuruş eksik olduğunu bağıra çağıra fırça atıyor ve gidiyordu. 60 milyarlık faturanın içinde 2 kuruş eksik olmasının ne denli büyük bir problem yaratabileceğine anlam vermeye çalışan ben ortamı sessizce süzmeye devam ediyordum. Odadaki memurlar birbirlerine bakıyor içlerinden en yaşlı bilge memur, geçen aydan eksik kalan 22 kuruşun bu ayki faturaya 20 kuruş olarak dahil edildiğini 2 kuruşun oradan eksik çıkmış olabileceğini anlatırken henüz hiç konuşmamış benim abi ben size 1 lira verim 98 kuruş fazla gitsin dememle ortamdaki hararet bir anda yerini sükunete bıraktı. Beyinlerin yıllar sonunda değişik bir tepkiyle karşılaştığından dolayı kafalardaki ısının arttığı anlaşılabiliyordu. Trilyonların döndüğü herkesin memur olmak istediği dairelerde hayatın nasıl yürüdüğüne 10 dakika tanık olmam belkide hayatıma yön vermemi sağlayacak düşüncelerin oluşmasını sağladı.